<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999</id><updated>2012-01-10T22:03:44.673+02:00</updated><category term='dut ağacı'/><category term='cocuk'/><category term='göçmen kuşlar'/><category term='sulama'/><category term='tasarım'/><category term='kasaba'/><category term='proje'/><category term='1453'/><category term='diploma töreni'/><category term='bilinç'/><category term='tarım'/><category term='eğitim'/><category term='elma'/><category term='panorama'/><category term='sebze'/><category term='mistik ortam'/><category term='kediler'/><category term='yaşam'/><category term='ögrenci'/><category term='lale'/><category term='lsümbül'/><category term='delta'/><category term='kırmızı bisiklet'/><category term='su'/><category term='Burdur gölü'/><category term='İstanbul&apos;un Fethi'/><category term='çocuk'/><category term='sahur'/><category term='hayal'/><category term='eyüp'/><category term='düşünce'/><category term='ödül'/><category term='iklim'/><category term='ziraat'/><category term='bilim'/><category term='çevre'/><category term='sultanahmet'/><category term='ağaç'/><category term='doğa'/><category term='köy'/><category term='ekmek'/><category term='manzara'/><category term='teknoloji'/><category term='gülümseme'/><category term='Keçiborlu'/><category term='uygulama'/><category term='iftar'/><category term='eğlence'/><category term='meyve'/><category term='tören'/><category term='İstanbul'/><category term='park'/><category term='insan'/><category term='naylon ayakkabı'/><title type='text'>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</title><subtitle type='html'>Günlük yaşamdan kesitlerin yanısıra,geçmiştende birşeyler aktarılım....istedik</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>13</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-3323337559031676918</id><published>2009-09-06T23:18:00.004+03:00</published><updated>2009-09-06T23:37:21.077+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sultanahmet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğlence'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sahur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mistik ortam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eyüp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iftar'/><title type='text'>Tavsiye</title><content type='html'>Ramazan ayını yaşadığımız bu günlerde,en çok ziyaret edilen iki mekandan söz etmek istiyorum.&lt;br /&gt;Geçen hafta Sultanahmet'e gittik.Her zamanki gibi renkli ve coşkulu bir kalabalık hakimdi meydana.Bu yıl yapılan yeni düzenlemeler,özellikle iftar vaktinde ziyaretçileri dahada rahatlatmış.Yemek alınan büfelerin menüleri ve fiyat etiketleri oldukça düzeyli ve düzenliydi.&lt;br /&gt;Halkın evlerinden getirdikleri piknik sepetlerini açarak,rahatça iftarlarını açabilme ortamlarının hazırlanmasıda çok hoş bir ortamın yaşanmasını sağlıyor.Temizlik görevlileri de işlerini iyi yapınca ortaya güzel bir paylaşım ortamı çıkıyor.&lt;br /&gt;Diger ziyaret mekanı Eyüp,Sultanahmet'ten bir yerde ayrılıyor.Eyüp;mistik olarak daha etkili.Oradaki hava daha farklı.&lt;br /&gt;İstanbulda yaşayıpta,bu iki mekanı Ramazan ayında henüz ziyaret etmemiş olanlara,gidip görmelerini ve o ortamları yaşamalarını önemle ve özellikle tavsiye ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-3323337559031676918?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/3323337559031676918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=3323337559031676918&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/3323337559031676918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/3323337559031676918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2009/09/tavsiye.html' title='Tavsiye'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-8029102219726618031</id><published>2009-02-16T22:07:00.006+02:00</published><updated>2009-02-16T23:21:04.556+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='proje'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uygulama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teknoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düşünce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayal'/><title type='text'>Hayallerde Yaşamalı İnsan</title><content type='html'>Teknoloji gelişimiyle birlikte,insan yaşamıda değişiyor.&lt;br /&gt;Bundan otuz-kırk yıl önce,çocukça hayaller kurardık.Öylesine hayallerdi ki,gerçekleşmesi olanaksız düşünceler gibiydiler.&lt;br /&gt;Bu hayallerimizin çoğu duyduklarımıza ilave hayallerdi.Şimdiki jenerasyona göre hayal kurma onusunda belki de daha şanslıydık.Sebebine gelince;Bizim hayallerimiz sadece birer hayaldi.Şimdilerde hayaller hep gerçek oluyor.Yani,hayal kurulamıyor da,sanki;düşünceler hayale dönüştürülüyor gibi.&lt;br /&gt;Çocukluğumun hemen başında,gaz lambalı geceleri hatırlıyorum.Köyden kente taşındıktan sonra da bir süre daha devam eden gaz lambalı yaşantımızda,lambanın ışığından uzaklaştıkça büyüyen gölgelerimizin korkunç görüntüsü ve birde lambanın etrafında uçuşan "ivez" dediğimiz sivrisinekler belleğime yerleşmiş halde duruyorlar.Her ikiside korkunç ve ürperticiydiler.Ama gaz lambalı gecelerin güzel yanları da vardı."Yüzük Saklama,El el Üstünde Kimin Eli Var." gibi oyunları çocuk yaşlı bütün aile bireylerinin neşe içinde oynamaları,peçiş yada beş taş oynarken yaşanan tatlı anların paylaşımı,ninelerimizin anlattğı devli,hayaletli,sihirli,yiğitli masallarla süslenirdi.&lt;br /&gt; şimdilerde insan ilişkilerinin ne denli zayıfladığı göz önünde tutulursa,aile kavramının yaşatılmasında gaz lambalı gecelerin küçümsenmeyecek derecede ne kadar önemli oldukları tartışılmaz bir gerçektir.&lt;br /&gt;Sonra birden elektrik denilen o sihirli aydınlık,her tarafı aydınlatmaya başladı.&lt;br /&gt;Pilli radyoların yerini elektrililer aldığında,şarkıların ve türkülerin tadı daha güzel çıkmaya başladı.İlk tiyatro oyunlarını radyodan dinlerken,oyuncuların rollerini hayallerimizde canlandırır,ertesi günü kurduğumuz tiyatro sahnesinde akşama kadar o oyunları oynardık.Hatta,oyunun devamını bile tahmin etmeye çalışırdık.&lt;br /&gt;Birgün radyonun görüntülüsünün de olduğunu duyduk.Üstelik,insanların görüntüleri ve sesleri duyuluyormuş...Sinema gibi ama,sinema perdesinin çok daha küçüğüymüş..Tabii hemen sinema perdesine göre düşüncelere daldık.&lt;br /&gt; İstanbul,İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayanlar daha şanslıydılar.Dünyada ne olursa,her şey önce oralarda peydah olur,sonra bize ulaşırdı.İlk televizyonu İzmir'e gittiğimde görmüştüm.Ortada beliren bir noktadan dönere genişleyen helezon şekiller,müzik eşliğinde durmadan hareket ediyordu.O helezonlar kaybolduğunda bir şeyler gösteriliyor,sonra yine o helezonlar çıkıyordu.Dakikalarca ,ağzım açık izledim.Dayım,"Hadi gidelim artık,Bu adar reklam izlediğin yeter." dediğinde,izlediğimiz görüntünün "Reklamlar" olduğunu anlamıştım.&lt;br /&gt;O,televizyonu ilk gördüğüm günün üzerinden geçen 4-5 yılın sonunda,televizyon bizim kasabaya da ulaştı.&lt;br /&gt;1974 yılının yaz aylarının başıydı.Tek tük televizyonu olanların evlerinde tanıdık-tanımadık herkesi misafir ettiği,televizyon komşuluklularının en doruğa çıtığı günleri yaşadık.Sonra birden Dünya Kupası maçları başladı.Televizyonlarda: mantarların çoğalması gibi birden arttı.Hollanda'nın gönüllere taht kurduğu,Almanya'nın şampiyon olduğu bir kupa heyecanı ile televizyon denilen "Sihirli Kutu" hemen evlerde yerini almaya başladı.Ah,birde renkli olsaydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde artık hayal kurulmuyor.Hep bir adım sonrası tasarlanılıyor ve uygulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde bilgisayar teknolojisi geliştikçe yaşam,daha hızlı değişmye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gelen yeni nesil,bir önce yaşayanlardan daha hızlı yaşıyorlar.Ne güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-8029102219726618031?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/8029102219726618031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=8029102219726618031&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/8029102219726618031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/8029102219726618031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2009/02/hayallerde-yasamal-insan.html' title='Hayallerde Yaşamalı İnsan'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-6677211985346215160</id><published>2009-02-08T01:02:00.000+02:00</published><updated>2009-02-08T01:54:56.553+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manzara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul&apos;un Fethi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1453'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='panorama'/><title type='text'>Panorama 1453</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4c1YsnoSI/AAAAAAAAAEk/cyz3i_pCM90/s1600-h/pano1.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 336px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4c1YsnoSI/AAAAAAAAAEk/cyz3i_pCM90/s400/pano1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300205514949894434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da yaşıyoruz ama,İstanbul etkinliklerini takip edemiyoruz.Bazen,İstanbul'un güzelliklerini taşrada yaşayanlarla birlikte,TV karşısında izliyoruz.&lt;br /&gt;Hafta içinde yine bir TV programında "Panorama 1453" müzesinin açılışının görüntüleri geçtiğinde,böyle bir etkinliğin kaçırılmaması şart olmuştu.&lt;br /&gt;Nihayet,bu gün gittik.Eski Topkapı Otogarı'nın tam ortasında dışarıdan tek katlı görünen,harika bir yapının önünde uzun insan kuyruğunu görünce,biraz kuşkuyla kuyruğa takıldık.Fakat,giriş sırası umduğumuzdan da çabuk geldi.&lt;br /&gt;Binanın girişinden bir kat aşağıya indiğimizde,insanların sırayı bozmadan ilerlemesi,bu esnada "İstanbul'un Fethi" ile ilgili içerikli resimlere ve detaylı açıklamalarına ilgi oldukça güzeldi.&lt;br /&gt;Derken,bir kat daha aşağıya indik,Tabii panolara ve içerik makalelerine göz atarak..&lt;br /&gt;Sonra dar ve karanlık bir koridora girdik.Koridor merdivenlerden tekrar üst katlara doğru tırmanıyordu.Bir tünel gibi...&lt;br /&gt;Merdivenlerin sonunda birden az bulutlu açık bir gökyüzüne kavuştuk..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4cs9vRfoI/AAAAAAAAAEc/-egH7cc7h2g/s1600-h/pano2.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 352px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4cs9vRfoI/AAAAAAAAAEc/-egH7cc7h2g/s400/pano2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300205370274315906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tam yukarıya çıtığımızda ise...O inanılmaz güzellikteki manzarayla buluştuk...Görüntü o kadar muhteşemdi ki,hani derler ya..anlatılmaz."İlla,görmek lazım.Yinede anlatmaya çalışalım.Topkapı'yı bilenler...Sur girişini de bilirler. İşte,50 m.çapında bir alanın kubbesine yapılan üç boyutlu resimlerde,sur kapısının tam karşısına doğru 400-500 metre kadar ileride duruyor gibi hissediyorsunuz.Tam bir tepe üstü.Oradan İstanbul'un 1453 tarihindeki 8-10 kilometrelik çapındaki bir alanın manzarası olduğu gibi görülüyor.360 derecelik açı ile fetih sırasında,askerlerin yaptığı savaş etkinlikleri çok net izleniyor.Sanki canlılarmış gibi.Bu ara o tarihlerdeki savaş teknolojisini de gözlemleme olanağı elde ediliyor.Ses efektleri,görüntüye daha bir renk katınca,eşsiz bir seyir çıkıyor,ortaya...Doğrusu,manzara(panorama:Fransızca) çok güzeldi....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-6677211985346215160?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/6677211985346215160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=6677211985346215160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/6677211985346215160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/6677211985346215160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2009/02/panorama-1453.html' title='Panorama 1453'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4c1YsnoSI/AAAAAAAAAEk/cyz3i_pCM90/s72-c/pano1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-5133823407354107440</id><published>2008-07-06T17:51:00.002+03:00</published><updated>2009-02-08T02:35:01.006+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ödül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='naylon ayakkabı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diploma töreni'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kırmızı bisiklet'/><title type='text'>Tokalı naylon ayakkabı/Kırmızı Bisiklet</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4orQ8S_RI/AAAAAAAAAFM/X3M3KF4Qsvg/s1600-h/35_2005.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 391px;" src="http://4.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4orQ8S_RI/AAAAAAAAAFM/X3M3KF4Qsvg/s400/35_2005.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300218535209008402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki çocuklar mı şanslı..yoksa biz mi daha güzel çocukluk yaşadık?&lt;br /&gt;Bazen düşünüyorumda..Her şeye kolayca sahip olmaları,bilgiye ve teknolojiye daha kolay ulaşmaları açısından şimdikiler daha değil çok şanslılar.Ama,bizim çocukluklarımızın doğal yapısından uzak olmaları nedeniyle de kendi kuşağımı daha şanslı görüyorum.&lt;br /&gt;Her erkek çocuk gibi top oynamayı çok seviyordum.Dersler dışında vakit buldukça top oynamaya koşuyordum.Hiç acıkmadan saatlerce top peşinde koşmak hepimizin en büyük hobisi olmuştu.Çok susuyorduk ama,su kolaydı.Sokaklarda çeşmeler boldu ve sürekli akıyordu.Ah.. birde ayaklarımızı kara lastiklerden kurtarabilseydik...&lt;br /&gt;En iyisi spor ayakkabılardı.Altları lastikten,üzerleri bezden olanlardan hani..ama pahalı diye babam alamazdı.&lt;br /&gt;Aslında en iyisi üç çeşit ayakkabıya sahip olmaktı.Birincisi her zaman ve her yere giyilen kara lastikler,ikincisi işletmenin fırınından her gün alınan tayın ekmekleri almaya giderken giymek için renkli naylon ayakkabılar ve üçüncüsü de hani çok önemli bir gün olursa giymek için iskarpin ayakkabılardan olmalıydı.Ama nedense olamıyordu.Hele iskarpin ayakkabılar bir rüyaydı sanki.&lt;br /&gt;Dördüncü sınıfı bitirdiğim zaman babam karne hediyesi olarak,yeşil renkli,yandan tokalı naylon ayaykkabı almıştı.Daha doğrusu almış ve gece uyurken başucuma koymuştu.Ertesi sabah uyandığımda,başucumda lastik kokusu burnumu okşayan naylon ayakkabıları gördüğümde,sevincimi ve hyecanımı görmeliydiniz.Sanırsınız ki,dünyalar benim olmuştu.O naylon ayakkabıları sadece sabahları ilçenin en yukarısında bulunana ekmek kantininden ekmek almak için giyerdim.Her sabah erkenden kalkar,ayakkabıları özenle ayağıma geçirir ve asfalt yoldan pat-pat koşarak fırına giderdim.Ekmeği aldıktan sonra asker yürüyüşü yaparak,yokuş aşağı rap-rap sesleri çıkararak inerdim.&lt;br /&gt;Birde yepyeni yeşil renkli naylon ayakkabılarla bisiklete binmek tabii...&lt;br /&gt;Naylon ayakkabılarda lastiktendi ama,renkleri çok güzeldi ve altları sert olduğu için asfalt yolda asker potinleri gibi "pat-pat" ses çıkarıyorlardı.&lt;br /&gt;Ama herkesin bisikleti yoktu.Olanlarda olmayanlara vermezdi.Bisikletlerine bindikleri zaman sanırsınız ki,Köroğlu,Kara Murat gibi at binmişler edasına bürünürler,kendilerini kıskanmayla karışık duygularla izleyenlere tepeden ve yan gözle,kıskanılmanın verdiği gururla karşılık verirlerdi.&lt;br /&gt;Çocukluk işte...bir gün kırmızı bir bisikletim olacak hayaliyle yaşardım.&lt;br /&gt;Yola sıraladığım taşların arasında mekik dokuduğumu hayal eder,rüyalarımda bile onu temizler ve süslerdim.En çokta iki elimi direksiyondan ayırarak,uçarcasına asfalt yollardan kayarak,geçerdim.&lt;br /&gt;Beşinci sınıfı birincilikle bitirmiştim.O yaz,bisiklet özlemim daha da bir artmıştı.Ama aileme bir şey diyemiyordum.&lt;br /&gt;Evimiz okula çok yakın olduğu için,top oynayarak tatile başlangıç yapmıştık.O sırada okulda öğretmenim İnci hanımı görmüştüm.Beni yanına çağırdı.Koşarak yanına gittim.Eliyle hemen okulun yanındaki Halk Eğitim Merkezini,işaret ederek,"Mehmet biraz sonra tören olacak.Sende oralarda ol.Bakarsın bir şey lazım olur.Seni görevlendiririm.Tamam mı?" demişti.Tamam öğretmenim.Orda olurum" diyerek,onu rahatlatmıştım.&lt;br /&gt;Sonra,top oynamaya devam etmiş ve öğretmenimin talimatını unutmuştum.Tam oyunun ortasında,taa gerilerden bir çocuğun avaz avaz bağırdığını ve bizim tarafı işaret ettiğini görmüştük.Yanılmamıştık,bizi daha doğrusu beni çağırıyordu.O sırada Halk Eğitim Merkezinin önünde ki kalabalıktan aladım ki tören başlamak üzereydi.Hemen okulun çeşmelerinden yüzümü yıkayarak,yarı terli yarı ıslak,o yöne doğru koşmaya başladım.İçimden de "İnşallah,öğretmenim kızmamıştır." diye dua ediyordum.&lt;br /&gt;Halk Eğitim binasına girdiğimde,içerisinin hıca hınç dolu lduğunu görmüştüm.Bereket,öğretmenim,diğer öğretmenlerle birlikte oturuyordu ve azar işitmemiştim.Fakat,orada bulunanalara "Mehmet,tören bitesiye kadar buradan ayrılmasın." diye tembih etmiş.Onun için salon kapısının önünde çivi çakılmış gibi saplanmış kalmıştım.&lt;br /&gt;Salon kapısının önünde beklerken,iyi giyimli beş altı adam içeriye girdiler.Girdikleri anda da bir alkış tufanı kopmuştu.Kimdi bu adamlar ve insanlar niye alkışlıyorlardı,anlamaya çalışıyordum.Fakat,kapıdaki bekçi beni ve arkadaşlarımı içeriye sokmuyor ve devamlı "Gidin buradan" diye azarlıyordu.Bizde,"öğretmen buradan ayrılmayın dedi" diyerek,inatla orada duruyorduk.&lt;br /&gt;Biraz sonra tören başladı ve bir iki konuşmacıdan sonra,mikrofona kaymakamın çağrıldığını duyduk.Az önce alkışla karşılananlardan birisi İlçe Kaymakamıydı.Kısa bir konuşma yapan kaymakam kenara çekilip beklerken,mikrofondaki bayan öğretmenin sunuş konuşmasından,bunun bir diploma töreni olduğunu anlamıştım.Tam o sırada benim adımı ve diğer sınıflardan iki öğrencinin adını duyduğumda şaşırmış kalmıştım.Konuşmacı,bizi tören alanında ki sahneye davet ediyordu.&lt;br /&gt;Yarı utangaç ve şaşkın halde içeriye girmeye çalışırken,bekçi koymamak için hem direniyor hemde azarlıyordu.Heyecanla Kaymakamı işaret ederek,"Beni bekliyor.Bak adımı söylediler." dedim.Adam inanmadı ama, benim adım söylendiği için,herkesin olduğum yana baktığını görünce, meseleyi anladı ve beni bıraktı.&lt;br /&gt;Kaymakam beyin,hazırlanan hediye paketini uzatması ve tebrik ederek yanaklarımdan öpmesi,salonda bulunanların alkış sesleri,hayatımın ilk ve önemli kutlamasıydı.Böylece ilkokulu pekiyi deece ile bitirmiş olmam tescillenmiş oluyordu.Aldığım ilk başarı hediyemde,Ömer Seyfettin'in Yüksek Ökçeler kitabıydı.Çok mutlu olmuştum.O anla ilgili tek üzüntüm ise,keşke böyle bir törenden haberim olsaydı da,ter kokulu,kirli-paslı bir çocuk yerine,temiz ,düzgün ve pak çıkabilseydim.... olmuştur.&lt;br /&gt;Ah..babacığım.Olan bitenleri duyduğunda başarımdan dolayı çok gururlanmıştı.İki gün boyunca "Hayatımın en iyi yatırımı sensin." diye dilinden düşürmemişti.&lt;br /&gt;Törenden bir hafta kadar sonra,bir sabah uyandığımda,kan kırmızı ve yeşil renkli bir bisikleti yatağımın ayak ucunda gördğümde,inanamamıştım.Aynı filimlerdeki gibi bir sahne yaşıyordum.Rüya gördüğümü sanıp uyumaya devam etmiştim.Bir an sonra ellerimi yüzümden yavaşça çekerek,gözlerimi açtığımda gördüğümün rüya olmadığına kara vererek,sevinç çığlıkları ile hoplamaya başlamıştım.&lt;br /&gt;Annem ve babam,onca ekonomik sıkıntılarına rağmen bana borçla  bisiklet almışlardı.Çok mutluydum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-5133823407354107440?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/5133823407354107440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=5133823407354107440&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/5133823407354107440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/5133823407354107440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/07/tokal-naylon-ayakkabkrmz-bisiklet.html' title='Tokalı naylon ayakkabı/Kırmızı Bisiklet'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4orQ8S_RI/AAAAAAAAAFM/X3M3KF4Qsvg/s72-c/35_2005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-8042348784760621202</id><published>2008-07-06T13:35:00.001+03:00</published><updated>2009-02-08T02:17:25.579+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='köy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ekmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kasaba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Fırın Ekmeği</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4kfcPgRQI/AAAAAAAAAEs/TOnz_ZjFbMY/s1600-h/ekmek.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 301px; height: 238px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4kfcPgRQI/AAAAAAAAAEs/TOnz_ZjFbMY/s400/ekmek.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300213934037419266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Üç dört yaşlarında küçük bir çocuktum.Ama bazı anları hala anımsayabiliyorum.Yaşadığımız yer,köyün az dışında ve aşağı tarafında kalan,köy okulunun bodrum katında karanlık bir odaydı.&lt;br /&gt;Bina birleştirilmiş sınıfların eğitim gördüğü iki derslik ve bir idari odadan oluşan küçük bir okuldu.Önünde öğrencilerin oyun alanı olan kocaman bir bahçesi vardı.Bahçenin üst-orta kısmında,oluğundan buz gibi kaynak suyunun,hiç bitmezmiş gibi aktığı çeşmesi bulunuyordu. Çeşmenin her iki yanında suyun biriktiği hatıllar vardı.Bu hatıllar,çocukluğumun büyük denizleriydi.Sıcak yaz günlerinde içlerinden çıkmaz saatlerce yüzerdim.Bazende tahta yada ağaç dallarından gemilerimi yüzdürürdüm.&lt;br /&gt;Babamın kasaba pazarından getirdiği küçük,kırmızı çakım en büyük güvencemdi.&lt;br /&gt;Okul bahçesinde kimselerin olmadığı zamanlarda,beni korkutmaya gelen hayaletlerin karşısında sahip olduğum en önemli koruma aracımdı.Yada öyle sanıyordum.Ama o küçük çakımla,arasıra bahçeye gelen çocukları da korkuttuğum oluyordu.Çünki;bahçe benimdi ve kimse iznim olmadan giremezdi.&lt;br /&gt;Bodrum katında kalmamızın bir nedeni vardı.Okulun arka tarafında kalan büyük bir bahçesi vardı.Bahçenin etrafı badem ağaçlarıyla sıralanmıştı.Bahçenin korunması ve otların kazınması karşılığında,badem ağaçlarını silkme ve bademleri toplama hakkı ailemize verilmişti.Yani,geçim kaynağımız badem ağaçlarıydı.&lt;br /&gt;O yaz dördüncü kardeşim Gülyaz'da okulun bahçesinde ki o karanlık oda da dünyaya gelmişti.&lt;br /&gt;Annem,yer yatağında küçük kardeşimle birlikte yatıyordu.Babam,tıraşını olmuş,eski ama temiz kıyafetlerini giyiyordu.Hal ve hareketlerden ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.Babam,pazara gidiyordu.Bunu anladığımda sızlanmaya ve ağıtlar yakmaya başlamıştım.Bende pazara gitmek istiyordum.Daha doğrusu şehre ...Çünki,pazar şehirde oluyordu ve çok merak ediyordum.&lt;br /&gt;Ağıtlarım,sonuç vermiş olcak ki,işte bir at arabası üzerinde bir sürü adamla beraber,şose yolda ilerliyorduk.Bizim dışımızda üç at arabası daha kasaba yolundaydılar ve bir konvoy oluşturmuşlardı.Tek çocuk yolcu da bendim.Bu durum beni fazlasıyla mutlu ediyordu.&lt;br /&gt;Ne kadar zaman yol gittiğimizi bilmiyorum.Tarlalar bitmiş,ağaçların arasından geçmiş ve dağ yollarından aşmıştık. İleride tepelerin aasında kırmızı damlı binalar görünmeye başlamıştı.Çok heyecanlıydım.Varacağımız kasaba,nasıl bir yerdi...merak ediyordum.&lt;br /&gt;Derken,kasabaya girdik.Köyden farklıydı.Yollara düzgün taşlarla döşeliydi.Yolun her iki yanı köylerde olmayan evlerle sıralanmıştı.Her yer insan doluydu.Herkes birbirine selam veriyor ve bağırarak konuşuyorlardı.Ama hepsinin yüzü gülümsüyordu.At arabalarını "Damardı" denilen geniş bir alana koyarak,ellerimizde kamış sepetlerle evlerin arasından yürümeye başladık.Az sonra insanların daha kalabalık ve hareketli olduğu bir alana varmıştık.&lt;br /&gt;Burası daha farklıydı.Yerler kara bir çamurla sıvanmıştı.Yürüdükçe ayaklarımızdan "şıpıdık-şıpıdık" sesler çıkıyordu.Yolun her iki yanı daha düzenli ve gösterişli binalardan oluşuyordu.Binaların altlarında ve yol kenarlarında alacalı beleceli bir sürü eşyalar üst üste yığılmıştı.Cadde boyunca bu renk yığınlarına ağzım açık baka kalmıştım.Cadde büyük bir meydana vardığında şaşkınlığım bir kat daha artmıştı.Aman allahım! Ne kadar çok insan vardı.Meydanın her yanı büyük çuvallar ve sandıklar içinde meyvelerle ve sebzelerle doluydu.Etrafında ki insanlarda durmadan sepetlerine bir şeyler koyuyorlardı.Anladım ki asıl pazar yeri burasıydı.&lt;br /&gt;Babam,bir elinde tuttuğu içi badem dolu torbayla bir yere girdi.Elindeki torbayı uzun bir demir çubuğun ucuna taktılar.Çubuğun üzerinde bulunan tokmaklarla birşeyler yaptıktan sonra,torbayı çubuktan ayırdılar ve köşede bulunan yığınların üzerine bıraktılar.Daha sonra da bir kalemle kağıt üzerine birşeyler yazdıktan sonra,babama yeşil renkli kağıtlar ve parlayan yuvarlak demirlerden verdiler.Sordum:"Baba,onlar ne?" "Para" dedi babam.Bademlerin karşılığında para almıştık.Daha sonra başka bir yere daha girdik.Girdiğimiz yerin tuhaf ve hoş bir kokusu vardı.İnsanlar durmadan konuşuyorlar ve aldıklarının karşılığında para veriyorlardı.Babam da çay,şekeryağkocaman iki kalıp sabun aldı.Karşılığında da bademciden aldığımız yeşil kağıtlardan birisini verdi.&lt;br /&gt;Oradan ayrıldıktan sonra,caddeden yukarıya doğru yürümeye başladık.Etaftaki renkli görüntüler ve sesler arasında başka bir yere geldiğimizde,burnumuza gelen nefis kkuyla kendimizden geçtik.Burası bir fırındı ve insanlar ekmek kuyruğundaydılar.&lt;br /&gt;Biraz sonra babam,elinde üzeri kırmızımsı iki tane ekmekle yanıma geldi.Cebinden çıkardığı sarı renkli yağlığını(mendil) yere serdi.Ekmekleri özenle ortaya yerleştirdikten sonra,yağlığın köşelerini birleştirerek,düğüm yaptı.Sonra da elimden tutarak,""Hadi gidelim." diyerek,at arabalarının olduğu yöne doğru beni çekti.Yolda giderken bir yere daha uğradık. Babam,"Buradan sana şeker alalım"diyerek içeriye girdi.İçeriden çıktığında elinde bir kese kağıdı dolusu "kaba şeker" ile kırmızı -yeşilli horoz şekerlerden vardı.Bir tane kendisi ağzına attı.Bir tane da bana verdi."Sonra kese kağıdını top ederek, "Bunları da köye varınca yersin" diyerek,cebine koydu.Daha önce hiç bilmediğim bu tatlı şekerler çok güzeldi.Onlardan yiyebilmek için bir an önce köye varmanın heyecanına kapılmıştım.Birde o çok nefis kokan,kabuğu açıldığında kabarcıklaı olan "Fırın Ekmeği"aklımdan çıkmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köye dönüş yolunda,kasaba gözden kayboluncaya kadar bakmıştım.Kasaba farklı bir dünyaydı.Babam ne zaman kasabaya giderse,peşine takılmaya kara vermiştim,kendi kendime.&lt;br /&gt;Eve vardığımızda heyecandan yerimde duramıyordum.Beyaz şekerleri ve horozlu şekerleri bir an önce yemeyi aklıma koymuştum.Ama en çokta "Fırın Ekmeği" aklımdaydı.Karnım çok acıkmıştı.&lt;br /&gt;Babam,önce avluda bulunan ocağa çalı çırpılardan bir ateş yaktı.Sonra da aşağı harıma indi.,Az sonra elinde,domates,biber ve taze sarmısak yapraklarıyla geri döndü.Hepsini yer sofrasına bırakarak,ocağa yakın tarafa geçti ve bağdaş kurarak oturdu.&lt;br /&gt;Ekmeklerin bağlı bulunduğu çıkın aldı.Bağlarını çözdü ve ocakta köz haline gelmiş ateşlerin üstüne üç ayaklı demiri koydu.Fırın ekmeklerini de özenle üç ayağın üzerine yerleştirdi.Ekmeklerin üzerine tastan eliyle aldığı sudan serpeledikten sonra,ekmekleri özenle gevretmeye başladı.Ortalığı nefis bir ekmek kokusu sarmıştı.Adeta ekmekleri yeniden kızarttıktan sonra bir tanesini aldı ve ortadan ikiye ayırdı.Dışı kızaran ekmeğin içi bembeyaz pamuk gibiydi ve buharları uçuşuyordu.Ekmeğin içinden bir parça ayırarak,bana uzattı.Mutluluktan uçuyordum.Kabarcık kısımlarını özenle tutaak,parçalamadan ve dağıtmadan,yumaktan ayırıyor ve büyük bir keyf alarak ağzıma atıyordum.Aman allahım! Ne kadar güzel bir tadı vardı.Mümkün olsa hiç bitmesin isterdim.&lt;br /&gt;Bu ara babam da,diğer çıkında bulunana yufka ekmeklerden çıkarmıştı.Yere güzelce serdikten sonra,ocakta kızarttığı fırın ekmeğinin dışını yufka ekmeğin üzerine ,ellerini oğuşturarak ufaladı.Sonrada dürüm yaparak bir kısmını anama uzattı.Diğer kısmınıda bana ve kardeşlerime pay etti.Daha sonra yeni bir dürüm yapmak için bir yufka daha açtı.&lt;br /&gt;Ekmeğin içi çok güzeldi.Ama dürüm daha bir lezzetliydi.Yanında yaz sebzeleride daha bir lezzet daha katıyordu.&lt;br /&gt;Fırın ekmeğinin kabuğuyla yapılmış o dürümün tadı hala damağımdadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-8042348784760621202?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/8042348784760621202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=8042348784760621202&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/8042348784760621202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/8042348784760621202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/07/frn-ekmei.html' title='Fırın Ekmeği'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4kfcPgRQI/AAAAAAAAAEs/TOnz_ZjFbMY/s72-c/ekmek.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-602477576049873678</id><published>2008-07-04T17:35:00.002+03:00</published><updated>2009-02-08T02:36:50.113+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dut ağacı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göçmen kuşlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kediler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çevre'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağaç'/><title type='text'>Dut Ağacı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4pG-xJ0ZI/AAAAAAAAAFU/hWuXRCSBNs0/s1600-h/fft5_mf114956.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 396px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4pG-xJ0ZI/AAAAAAAAAFU/hWuXRCSBNs0/s400/fft5_mf114956.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300219011366769042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Evimizin önünde kocaman bir dut ağacı vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Zamanımın çoğunu bu ağaçta geçirirdim.Dalları kalın ve düzgündü.Envai türde kuş konar,öter ve giderdi.Bazen kediler tırmanır ve kuşları yaklaştırmazdı.Bende kedileri kovalardım.Uzun ve düzgün dallar,benim için bir şehrin yolları gibiydiler.Her dala,bir yol adı vermiştim.Çok istediğim halde alınamayan bisikletimle,bu yollarda gider gelirdim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Bazende pilot olur,daldan dala uçak uçururdum.Savaş uçaklarım olurdu.Vurulurdum ve yere paraşütle atlar gibi düşerdim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Bir yerde okumuştum."İpek Böceği dut yapraklarıyla,ipek kozalarını yapar." diye.Onun içinde,İpek Böceği görmek ümidiyle, yaprakların arasında dolaşan tüm böcekleri dikkatlice izlerdim.TV'de gördüğüm koza ve böceklere benzer yanlarını araştırdım.Fakat,hiç ipek üreten böcek göremedim.Bu yaşa geldim,hala bir ipek böceği nasıl bir varlıktır.Hala bilmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Arada misafirlerimde olurdu.En çokta "Zafer" adındaki,çocukluk ve mahalle arkadaşım gelirdi.Onunlada,ağaçta sallanma ve ellerimizle tutunarak,asılı şekilde dayanma yarışmaları yapardık.Yada Tarzan gibi,daldan dala geçmeye çalışırdık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Kendimi Robinson Curize gibi düşünürdüm.Yemeklerimi bile o ağaçta yerdim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Yaz başlarında meyveye dönüşen ağacımın;kocaman,bembeyaz ve damdatlı dutları olurdu.O kadar çok olurdu ki,çaput gibi.Ye,ye tadına doyamazsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;İşte bu sayede kuşlarla da arkadaşlığım ilerlemişti.Serçeler,sakalar,bülbüller elimi uzatsam tutabileceğim kadar yakın olurlardı.Bana alıştıklarından mı ne?..Kaçmazlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;O Dut Ağacı,kuşlar,kediler ve bal tatlısı meyveler,şimdi sadece hayallerimde yaşıyor.O anlarla ilgili bir tane bile fotografımın olmaması ne kadar hüzün verici bilemezsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;En çok garibime gidende, öylesine görkemli bir ağaçta,daldan dala gezinen ben,şimdi yükseklik korkusuna kapılmış gibi hissettiğim için,bırakın dallarda gezinmeyi,ağaca çıkmaya bile korkuyorum.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-602477576049873678?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/602477576049873678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=602477576049873678&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/602477576049873678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/602477576049873678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/07/dut-aac.html' title='Dut Ağacı'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__e-5oKB9NQA/SY4pG-xJ0ZI/AAAAAAAAAFU/hWuXRCSBNs0/s72-c/fft5_mf114956.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-5024940298559343132</id><published>2008-06-16T17:26:00.001+03:00</published><updated>2008-06-16T17:29:15.008+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ödül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ögrenci'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tören'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk'/><title type='text'>Tören ve Hüzün</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/__e-5oKB9NQA/SFZ4M_TCNzI/AAAAAAAAAAk/7wxO4mdTuW8/s1600-h/g5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212485783272961842" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/__e-5oKB9NQA/SFZ4M_TCNzI/AAAAAAAAAAk/7wxO4mdTuW8/s400/g5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güngören Belediyesi'nin düzenlediği ve yıl içinde 12500 öğrencinin aktif olarak katıldığı Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Ligi Eğitim/Öğretim yılı içinde sonuçlandı.Yapılan etkinlikler sonucunda,başarılı bulunan yaklaşık 1500 öğrenciye ödül verileceği "3. Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Ligi Ödül Töreni" adıyla duyuruldu.Törenin 14 Haziran 2008 günü saat 19.00'da başlaması belirlendi.Tören alanı olarakta, "Yahya Baş Stadyumu" seçildi ve davetiyeler dağıtıldı.Önceki yıllarda yapılan törenlerde görülen aksaklıkların tekrar etmemesi içinde bir komite görevlendirilidi.Amaç,tüm öğencilerin ve ailelerinin katılımı sağlanarak,ödülü hak eden öğrencileri onure etmek ve ödüllerini şenlik havasında geçecek bir gecede kendilerine vermekti.Ödül gecesi için sürpriz konuklar ve sürpriz etkinlikler de düşünülmüştü.Havaii fişekler patlatılacak ve Sertap Erener'in katılımıylada bir konser sunulacaktı.Bu amaçla yürütülen titiz çalışmalar sonucunda,okullarda ekipler oluşturuldu ve öğretmenler görevlendirildi.14 Haziran 2008 Cumartesi günü saat 17.00'de ,gruplar halinde tören alanına gelen öğrenciler yerlerini almaya başladılar.Öğrenciler,alacaları ödüllerin ve yaşayacakları güzel gecenin beklentisiyle,saatlerce yerlerinden bile kıpırdamadan,kendi aralarında şarkılar söyleyerek,şakalaşarak beklediler.Nihayet beklenen an gelmişti.Saat 19.00 sularında Belediye Başkanı,Kaymakam ve İlçe Milli Eğitim Müdürü'nün alana gelmeleri heyecanı artırmıştı.Fakat,programı başlatamamıştı.Çünkü;Gecenin sürpriz konuğu Milli Eğitim Bakanı,sayın Hüseyin Çelik henüz alana gelmemişti.Saat 20.00 sularında alana gelen sayın Bakan sevinç gösterileriyle protokoldeki yerini aldı.Bakanın yerine oturmasıyla birlikte programda başladı.Yapılan davetle sahneye çıkan Bakan, kısa bir konuşma yaparak,ödül gecesinin yapılmasında duyduğu memnuniyetini açıkladı.Bilim ve Teknoloji dalında yarışanlara ödüllerini verdikten sonra da alandan ayrıldı.Bakanın ayrılmasından sonra sahneye sırayla gelen İl Milli Eğitim müdürü ve milletvekilleri,spor dallarında derece alan takımlara ödüllerini vermeye başladılar.Herşey güzel gidiyordu.Program sırasında hiç bir karmaşa yaşanmadan,herkes sıranın kendisine gelmesini bekliyordu.Sıralarını bekleyen minik öğrencilerden birisi de,1. sınıflar arası düzenlenen resim yarışmasında 1. olan Çağla'ydı.Durmadan annesine-babasına ve öğretmenine sahneye ne zaman çağrılacağını ve ödülünü ne zaman alacağını soruyordu.O heyecanla saatlerce yerine bile oturmadan, ayakta beklemişti.Çünkü,tribünlerden bakıldığında o ışıltılı sahneye çıkmanın ve patlayan flaşların altında ödülünü almanın heyecanını yenemiyordu.Ama bunların hiç birisi olmadı.Spor etkinliklerine katılanların ödülleri verildikten sonra,sunucunun yaptığı anons herkesi hayal kırıklığına uğratmıştı.Sunucu, ödüllerin okllara gönderileceğini ve diger öğrencilerin ödüllerini okullarından alacağını duyurmuştu.Bu duyurudan sonra 5 saattir,ödüllerini ışıltılı sahnede almayı hayal eden 7,8,9,10 yaşlarındaki ilköğretim öğrencilerinin yüzlerindeki sevinçle bekleme hevesleri,gözlerinden akan yaşlara dönüşmüştü.Minik öğrencilerin hepsi birden ağlamaya başlamıştı.Anneler ve babalar,grupların başlarında bulunan öğretmenlere sitem ediyor ve bu organizasyonun sorumlusu olarak,onları suçluyorlardı.Bu ara sahne önünde yer alan halk oyunları grupları gösterilerini yaparken, sahnede "Sertap Erener Konseri" için hazırlanıyordu.Ağlayan öğrencileri susturmak mümkün olmadı.Yetkililer,"Ödül törenine devam edersek,konser programı aksayacak", biçiminde açıklamalar yapıyorlardı.Ama çocuklar,"Biz Sertap Erener Konseri izlemek için gelmedik." diye tepkilerini koymaya devam ettiler.21,45'de başlayan bu sıkıntının ardından stat boşalmaya başladı.Sertap Erener'in en az on bin kişiye vereceği konseri izleyenlerin sayısının 1500 kişi kadar olduğunu sonradan öğrendik.Şimdi soruyorum.Böyle bir geceyi çocukları sevindirmek için düzenleyenlerin,çocukları ağlatmaya hakları var mıydı?Böyle bir geceyi çocuklar ağlasın diye mi düzenlediniz?Güngören Belediyesinin güzel başlattığı ve kötü bitirdiği bu şölende çocukları ağlattıkları için kınıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-5024940298559343132?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/5024940298559343132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=5024940298559343132&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/5024940298559343132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/5024940298559343132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/06/tren-ve-hzn.html' title='Tören ve Hüzün'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/__e-5oKB9NQA/SFZ4M_TCNzI/AAAAAAAAAAk/7wxO4mdTuW8/s72-c/g5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-7541331584622388780</id><published>2008-05-04T16:03:00.000+03:00</published><updated>2008-05-04T17:27:28.830+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sulama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='su'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göçmen kuşlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iklim'/><title type='text'>Yaşamda "Su" Etkisi</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000099;"&gt;Su,yaşam için önemli bi unsurdur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Eskiler,"Susuz hiç bir şey olmaz",demişlerdir.Sadece bu kadar mı? Hayır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Sohbetler sırasında mutlaka duymuşsunuzdur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yaşamda en güzel üç ses nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Yanıt: Kadın sesi,Su sesi,Para sesi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Peygamberimiz,"Güzele bakmak,yeşile bakmak,akara(suya) bakmak sevaptır."demiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;1989 yılında,ilçenin kuzey-doğu bölgesine bir sulama barajı yapılmış ve hizmete açılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Keçiborlu ovası,baraj gölünün suyuyla birlikte canlanmış ve bereket artmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Sulamanın dışında,göle bırakılan balık  lavraları kısa zamanda yöre ve etrafı açısından önemli bir eğlence ve avlanma mekanı haline de gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;En önemlisi de suyun yaşama katkısı,ortalama hava ısısına da etki yapmış ve bitki örtüsünün çoğalmasına da neden olmuştu.Öyleki göçmen kuşlar bile yuva yapmaya başlamışlar ve her yıl artarak,çoğalıyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bu değişimleri o bölgede yaşayanlar pek farkedemiyorlardı.Fakat,yılda bir-iki defa gidip geldiğimizden bizler farkedebiliyorduk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bu yaşananlar ,"belkide suyun önemini anlatmaya yarayan önemli örneklerdir." düşüncesiyle paylaşmak istedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-7541331584622388780?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/7541331584622388780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=7541331584622388780&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/7541331584622388780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/7541331584622388780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/05/yaamda-su-etkisi.html' title='Yaşamda &quot;Su&quot; Etkisi'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-71779769460955525</id><published>2008-04-13T22:43:00.000+03:00</published><updated>2008-04-13T22:56:42.721+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lsümbül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gülümseme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='park'/><title type='text'>Gülümsemeyi korumalıyız.</title><content type='html'>&lt;span style="color:#003300;"&gt;İstanbul'u dolaştık bugün eşimle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Her taraf lale renkleriyle cıvıl cıvıldı.Renk cümbüşünün çoşkusunu,o enfes lale,sümbül kokuları bir müzik ahengi ile tamamlıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Yıldız Park koruluğunda,daha bir başka hissediliyordu.Saatler sonra bile kokular,üzerimize sinmiş olmalı ki,hala duyabiliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Eşimle,dikkatimizi çeken bir olguyu fark ettik ve çok sevindik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Önceki yıllarda,insanların katliamına uğrayan çiçek ekili alanlar,olduğu gibi duruyordu.Çiçeklerin resimlerini çekenler sanki;dokunmaktan korkar gibi,gülümseyerek görüntülerini alıyorlardı.Çiçekler içinde kendilerini esimlemek isteyenlerde,o kadar dikkat ederek,bahçelerin içlerine girmeden,mutlulukla resimlerini çektirirken,gülümsemeler yüzlerinden eksik olmuyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Dedim ya,insanlar renkleriyle ve kokularıyla kendilerini mutlu eden güzellikleri talan etmeyi bırakmışlar,koruyucu kimliklerini ön plana çıkarmışlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Toplumumuzda ki bu güzel değişim,dileririz ki başka yaşam alanlarında da etkisini gösterir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Herkese iyi pazarlar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-71779769460955525?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/71779769460955525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=71779769460955525&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/71779769460955525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/71779769460955525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/04/glmsemeyi-korumalyz.html' title='Gülümsemeyi korumalıyız.'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-2806975890240719513</id><published>2008-04-02T21:52:00.000+03:00</published><updated>2008-04-02T22:18:35.176+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meyve'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ziraat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sebze'/><title type='text'>7 Ülkeden biri</title><content type='html'>&lt;span style="color:#003300;"&gt;Çok değil,daha 25-30 yıl önce bizde çocuktuk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Teknoloji bu denli hayatımızda etkin değildi.Aslında varlığını yaşayanlar varmış ama,biz bilmiyorduk.Çok sonraları öğrendik birilerinin daha varsıl yaşadıklarını...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Ama,olsundu..düşünüyorum da ne kadar güzelmiş..dediğimiz yanlarıda bayağı var..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Bir kere teknoloji şimdiki kadar hayatımızı esir almamışken,her şey daha doğal ve katkısız ama,bir o kadarda daha azdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;O yüzden olsa gerek,her şey daha bir değerliymiş..şimdi daha iyi anlıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Okulda,Hayat Bilgisi derslerinde ya öğretmenimiz anlatırdı gururla..yada ders kitaplarından okur gururlanırdık."Bizim ülkemiz,dünyada kendi kendini besleyen 7 ülkeden bisidir." açıklamalarına..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Domatesi yazdan yaza yerdik.Kış aylarında,"Ah..yaz gelsede bir elimize domates,diger elimize salatalık alsak..kocaman bir somun ekmekle..bir ondan ısırsak,bir digerinden.." diye iştahlanır,özlem duyardık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Öyle,kıpkırmızı elmalar kış meyvesi olmasına rağmen,pek her yerde bulunmazdı.Allah rahmet eylesin."Şeppi'nin Ali,nerden akıl ettiyse,kocaman bir elmalık yapmış,fidanlar meyve vermeye başlayınca ,pazara getirmeye başladı da,ondan sonra anladıktı,kışın yenen elmaların tadının daha güzel olduğunu..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Babacığım alırdı çocuk başına birer tane düşecek kadar.Parası olsa çok alacaktı belki de ..ama körolasıca para da yoktu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;O birer tane elmayı okşar koklardık saatlerce.Mis gibi kokarlardı..aynı elma gibi..yemeye kıyamazdık.Gıdım gıdım ısırarak,akşama kadar ancak tüketirdik.Tadını çıkarırdık sizin anlayacağınız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Sonra,yağmur yağdı mı ,yağmurdan sonra derelere koşardık çocuk aklımızla..Elma bahçelerinin yanından geçen dere yataklarında elma bulabilir miyiz acaba..diyerek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Sonra ,birden bölgemiz "elma diyarı" oluverdi.Herkes ,ovadaki arazilerini elma bahçelerine çevirmişlerdi.Birden bollaşıverdi elma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Bllaşmasına bollaştmıştı da,tadı da kokusu da eskisi gibi olamıyordu.Ama olsun..Dünyanın 7 ülkesinden birisi olmanın gururunu taşıyordu üzerinde..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Sonra..Nasıl birden başlamışsa..yine öyle..birden bitti.Biten sadece elma bahçelerimiydi..Hayır!...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Artık 7 ülkeden biri değildik....&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-2806975890240719513?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/2806975890240719513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=2806975890240719513&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/2806975890240719513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/2806975890240719513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/04/7-lkeden-biri.html' title='7 Ülkeden biri'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-6294179178380768899</id><published>2008-03-30T17:52:00.000+03:00</published><updated>2008-03-30T18:44:08.985+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Burdur gölü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Keçiborlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göçmen kuşlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='delta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çevre'/><title type='text'>Kuşlar..Ah kuşlar</title><content type='html'>&lt;span style="color:#333300;"&gt;1984 yılı kış aylarının sonu geliyordu.Fakat,kış oldukça sert ve uzun geçtiği için,yerlerde kar vardı ve çok soğuktu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Burdur gölü o zamanlar,şimdiki adı "Gümüşgün",olan "Baladız" kasabasına kadar uzanıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Burdur gölü deltası,her yıl baharın başlaması ile birlikte başta,"yeşilbaş" cinsi ördek sürülerine ev sahipliği yapıyordu.Ördeklerin dışında,leyleklerin,kırlangıçların,karabatakların,flamingoların ve kazlarında uğrak alanıydı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;O yıl,kış mevsiminin uzaması,her yıl aynı zamanlarda gelen göçmen kuşları da gafil avlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Öyle ki,her yıl belli sayıda gelen kuş sürüleri,o yıl nedense çoook ama çok fazlaydı.Belkide havaların soğuk olması nedeniyle,Anadolu'yu geçerek gidecekleri yerlere uçamayan kuşl sürüleri,Burdur gölü deltasında konaklamaya karar vermişlerdi.Orasını tam bilemiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Gölün,Burdur tarafında kalan kısmında ovalık düz alanı,Kuzey ve kuzey-doğu tarafında olan araziye göre daha dar ve az olduğu için kuşlar,daha çok gölün Keçiborlu tarafında oyalanıyor ve yemleniyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Ovanın çevresi çok yüksek olmayan tepelerle çevrilidir.Keçiborlu'nun kuzeyinde bulunan ve "Büyük Menderes" nehrinin başlangıcı olarak kabul edilen,"Eldere" köyünde ki "Su Çıkan" mevkii de çok yakındır.(Günümüzde korumaya alınan delta,"Kuş Cenneti" olarak,yakında turizme açılacak deniyor.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;İki delta arasında mekik dokuyan kuş sürüleri, o kadar çok kalabalık uçuyorlardı ki,gökyüzü bile kararıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;O zamana kadar,sinemalarda yada TV'de bile görmediğimiz kuş türlerini gördükçe heyecanlanıyorduk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Havada uçan kuşları tanımak ve adını bulmak bile çok heyecan vericiydi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;O yıldan sonra o kuşlar, o kadar çok ve çeşitli olarak,bir daha Burdur gölü deltasına ve çevresine gelmediler.Bırakın çokluklarını,normal zamanlarda gelenlerin sayısında bile yar yarıya azalma olduğu,bölgede yaşayanlar tarafından,hala konuşulmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Ne olduğunu merak ediyor musunuz? Söyleyelim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;O kadar çok ve değişik olarak her yeri kaplayan varlıkların,mutlaka bir yok edicileri de olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;İşte,avcı bile olmadıkları halde,herkes avcı olmuş ve ovanın her tarafına,tepelerin üst bölümlerine yerleşerek,kuşları avlamaya başlamışlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Sabahın erken saatlerinde başlayan tüfek sesleri,gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürüyor ve torbalar dolusu ördek ve kaz avcılığı yapılıyordu.Sadece o çevrenin insanı değil,çevre illedende akın akın avcılar geliyor ve binlerce kuşu avlamaya çalışıyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Aradan onca zaman geçti.Düşünüyorum da, kimse bu katliama "dur" dememişti.Devlet hiç bir önlem alma gereği duymamış mıydı? yoksa önleyemedi mi?.Onu da hatırlayamıyorum.Ama hatırladığım,o yıl çok kuş katledilmişti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Ne zaman kış aylarında memlekete gitsem,kuşlar geliyor mu? diye sorarım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333300;"&gt;Aldığım yanıt:"Göl kalmadı ki, kuş olsun.Var ama aslı yok.Eskisi gibi gelmiyorlar." türünde sersenişler oluyor.Yörede yaşayanlar şimdi daha bilinçleşmişler.Avcılar derneği daha dikkatli çalışıyor ama, hiç bir şey eskisi gibi olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-6294179178380768899?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/6294179178380768899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=6294179178380768899&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/6294179178380768899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/6294179178380768899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/03/kularah-kular.html' title='Kuşlar..Ah kuşlar'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-2938581716128586531</id><published>2008-03-29T19:26:00.000+02:00</published><updated>2008-03-29T19:30:50.677+02:00</updated><title type='text'>Son Umut</title><content type='html'>&lt;span style="color:#333300;"&gt;İstanbul yoğun şekilde göç almaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle de Güneydoğu'dan ve Batman çevresinden gelenler çoğunlukta.Her geçen gün artan sayıları ile dikkat çekiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bir Batmanlı ile karşılaştım.Haliyle laf döndü dolaştı,köyünüzden kopup neden İstanbul'a geldiniz muhabbetine döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sordum:&lt;br /&gt;-Ya..kardeşim, kaç nüfussunuz.&lt;br /&gt;-6 çocuk,iki aney ve ikide babey toplam 10 kişiyiz.&lt;br /&gt;-Ne iş yapıyorsunuz&lt;br /&gt;-Vala iş yohtir.&lt;br /&gt;-Ev kira mı?&lt;br /&gt;-He..kiradadır.&lt;br /&gt;-Ne yiyip ne içiyorsunuz.&lt;br /&gt;-Çocikların ikisi konfeksiyonlarda çalışır.Eh.. idare edip giderik.&lt;br /&gt;-Çocukların aldıkları ancak kirayı karşılar.&lt;br /&gt;-He..vala doğrudur.&lt;br /&gt;-İyi de köyünüzden çıkıp İstanbul'a geliyorsunuz.Tamam da oralarda kalsanız daha iyi değil mi?&lt;br /&gt;-Hocem..Oralar daha iyidir tabii ki.Hemde memleketimizdir.Ama çoluk-çocuk hepten açtır.İş yoktir.Kimin kimsende yok ki,sana versin.Onun için geldik buralara...&lt;br /&gt;-İyi de,anlattıklarına göre burada daha da zor durumdasınız...&lt;br /&gt;-Değil hocem..Memlekette açliktan öliyik..buradaysa sürüniyik..&lt;br /&gt;-Nasıl oluyor O???&lt;br /&gt;-Orda aç kalsan,yiyecek toprak vardır.&lt;br /&gt;-Ya burada ne vardır.&lt;br /&gt;-Çocukları salıyrem,pazarları..çöpleri dolaşıylaer.Karınlarını doyuruyler.Bizim oralarda pazarlarda artık olmaz.Çöplere de kimse ekmek-yemek atmaz.Yoh ki atsin.Sonra olsa bile çocuklarımızi salamayık.Kınarlar.Buradaysa ele degil.Kimse kimseyi tanımıy-bilmiy...Eyle eyle olup gediyler.Açlıktan süriniyler ama,heç olmazsa ölmiyler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte,bu aşamadan sonrası sosyologların,toplum-bilimcilerin ve başka kimin alanına giriyorsa onların konusudur.Sokakta başı-boş dolaşan bu çocukların,hangi şartlarda büyüdükleri ve sonuçları da ortadır.Yukarıda ki konuşma bir çok suç unsurunun oluşumu nedenlerini de içinde gizlemektedir.&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-2938581716128586531?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/2938581716128586531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=2938581716128586531&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/2938581716128586531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/2938581716128586531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/03/son-umut.html' title='Son Umut'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4995884208171405999.post-7171663603464025473</id><published>2008-02-08T20:28:00.000+02:00</published><updated>2008-02-08T21:09:04.470+02:00</updated><title type='text'>Gökyüzü Hepimizindir</title><content type='html'>&lt;span style="color:#003300;"&gt;"Başlamak,başarmanın yarısıdır."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Amaç varsa;yaşam anlam kazanır.Yaşama da bir yerlerinden asılmadan olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Yaşadığımız dünya tüm canlıların ortak yaşama alanıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;İnsanoğlu,buradan hareketle birtakım girimlerde bulunarak,daha çok ortak alan yaratma çabasına girmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Çeşitli etkinliklerlede bunları destekleme, sürdürme ve genişletme çalışmaları devam etmektedir.Amaç;yaşanılır bir dünya da yaşamak ve gelecek nesillere devretmektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Hisseden Kıssa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Adam.70 yaşına gelmiş.Bir elinde kazma,diger elinde kürek,meydanın boş köşesinde, durmadan toprağı eşeliyormuş.Bunu gören bir delikanlı yaklaşmış ve alaycı bir tavırla"Hey babalık,o çukuru niye açıyosun!" diye sormuş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Göz ucuyla delikanlıyı süzen adam,kazmaya devam ederken;"Fidan dikeceğim."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Yapılan işle adam arasında ilişki kuramayan genç:"İyi de babalık.Yaşın yetmiş.İşin bitmiş.Sana ne ağaçtan,fidandan.Git şu karşıdaki ağaçların altına uzanraka yat.Ömrünün son günlerinde kendini niye yoruyorsun ki." demiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Adam,az doğrulmuş ve" Senin ve çocukların için dikiyorum."Bu yanıt delikanlıyı şaşkına çevirmiş."İyi de babalık,hadi ben neyse de.İşi taaa.. ne zaman olacakları bile belli olmayan çocuklarıma kadar uzattın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Adam,olduğu yerden iyice doğrulmuş ve elinin uzatarak,"Şu karşıdaki ağaçları görüyor musun?İşte onları benim dedemler oraya dikmişler.Fidanlar büyümüş ve kocaman gövdeli ağaçlara dönüşmüş.İnsanlar,yazın sıcaklarda gölgesinde oturmuşlar.Kışın ise meyvelerinden yararlanmışlar.Bir tek insanlar mı?Üzerlerinde yaşayan börtü-böcekler ve kuşlarda onlardan yararlanmışlar.Biz onlardan yararlandık.Bizim çocuklarımızda o ağaçların altında büyüdüler.Ama,şimdi dünya daha çok kalabalıklaştı.Artık yetmiyorlar.Yenileri ve daha çokları gerekli.O ağaçları benim dedelerim bize bırakmasalardı,o kadar canlı ne yapardı?Onun içindir ki,bende bu fidanları buraya dikiyorum ki,sen ve çocukların,hatta torunlarında bu fidanlar sayesinde dünyada yaşamaktan zevk alabilsinler." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;Beklemediği bu sözler, delikanlıyı çok etkilemiş.Gözyaşlarını saklayarak,ihtiyarı elinden kazmayı ve küreği alarak,iştahla çukur kazmaya başlamış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cccccc;"&gt;Gökyüzü Hepimizindir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cccccc;"&gt;Mehmet Soyöz&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4995884208171405999-7171663603464025473?l=bammteli.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bammteli.blogspot.com/feeds/7171663603464025473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4995884208171405999&amp;postID=7171663603464025473&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/7171663603464025473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4995884208171405999/posts/default/7171663603464025473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bammteli.blogspot.com/2008/02/gkyz-hepimizindir.html' title='Gökyüzü Hepimizindir'/><author><name>GÖKYÜZÜ HEPİMİZİNDİR!...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06074047235097218042</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n0zwPD6bqyI/TVb-EZMFVDI/AAAAAAAAAGg/nQvJtHBaHOA/s220/ani6es0.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
